Ataşe Özdoğan: "Burada Türkçe öğretmeni olmak farklı bir misyon gerektiriyor"  Duisburg’ta faaliyet gösteren Duisburg Veliler Derneği, ekim ayı sonunda görev süresi sona erecek olan Düsseldorf Başkonsolosluğu Eğitim Ataşesi Hacer Özdoğan için bir veda programı düzenledi. Neukirchen-Vluyn kentindeki VİVA Event Salonu'nda gerçekleştirilen veda programına, T.C. Düsseldorf Başkonsolos Yardımcısı Fatma Taşan Cebeci,  Eğitim Ataşesi Hacer Özdoğan, Duisburg Veliler Derneği eş başkanları Mehmet Kurt, Ali Yağız ve ü

Duisburg’ta faaliyet gösteren Duisburg Veliler Derneği, ekim ayı sonunda görev süresi sona erecek olan Düsseldorf Başkonsolosluğu Eğitim Ataşesi Hacer Özdoğan için bir veda programı düzenledi.

Neukirchen-Vluyn kentindeki VİVA Event Salonu'nda gerçekleştirilen veda programına, T.C. Düsseldorf Başkonsolos Yardımcısı Fatma Taşan Cebeci,  Eğitim Ataşesi Hacer Özdoğan, Duisburg Veliler Derneği eş başkanları Mehmet Kurt, Ali Yağız ve üyeler, aralarında Gelsenkirchen Türk Öğretmenler Deneği'nden öğretmen Turgut Şimşek'in de yer aldığı çok sayıda öğretmen katıldı.

Ali Yağız: "Devlet millet işbirliğinin numunesini gerçekleştirdik"

Programın açış konuşmasını Duisburg Veliler Derneği eşbaşkanlarından Ali Yağız yaptı: "T.C. Düsseldorf Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği ve Duisburg Veliler Derneği olarak biz, tabiri caizse devlet-millet işbirliğinin bir numunesini gerçekleştirdik. Hacer Hanım devleti, bizler de milleti temsilen iyi bir işbirliği sergiledik diyebilirim. Buluşma noktamız genelde Almanya'da özelde ise Duisburg ve çevresindeki çocuklarımız, gençlerimiz ve velilerimiz oldu. Çocuklarımızı ve gençlerimizi, içinde yaşadığımız ülkeye katma değer sunabilecek kapasitede yetiştirmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bunun yolu ise; çocuklarımızın eğitimli ve bilgili olmaları, önemli mevkilerde yer almalarından geçer. Görev süresi boyunca Düsseldorf Eğitim Ataşemiz Hacer Hanım'ın, iyi bir performans sergilediğine şahitlik ettik. Duisburg Veliler Derneği ve yönetimdeki arkadaşlarımız adına, Hacer Hanıma özellikle Türkçe ve Türk kültürüne gayretli katkılarından dolayı şükranlarımı iletiyor, yeni görevinde başarılar diliyorum."

Programda duygusal bir konuşma yapan Hacer Özdoğan "Umarım konuşmamı ağlamadan tamalayabilirim" diyerek görev süresi boyunca yapılan ve yapmak istedikleri çalışmaları anlattı:

"Düsseldorf'a ilk geldiğimde Almanya'nın, özellikle Kuzey Ren Vestfalye Eyaleti (KRV) ve Düsseldorf'un Türk toplumu açısından bu kadar kritik önem arz ettiğininin çok farkında değildim. Gerek dışişleri gerekse milli eğitim bakanlıklarımızın, buraya hizmet ve buradaki vatandaşımızın, toplumumuzun, çocuklarımızın desteklenmesi konusunda, bizi sürekli motive ettiklerini ve yaptığımız işleri takip ettiklerinden emin olabilirsiniz. Burada çocuklarımızın genel eğitimlerinin yanısıra özellikle anadilimizin yeni kuşaklara aktarılması ve ve çocuklarımızın anadilleri Türkçeyi kaybetmemeleri yönünde hep birlikte çaba sarfettik. Bu çok önemliydi. Bunun için hepinize tek tek teşekkür ediyorum. Özellikle öğretmenlerimizin gayretleri, çabaları takdire şayan ve gözardı edilemez. Veli derneklerinin çabaları, bu anlamda çok önemliydi. Çalışmalarımızı vatandaşlara ulaştıran Türkçe medya kuruluşlarına dolayısıyla katkısı olanlara bir kez daha teşekkür ediyorum.

Veli dernekleri çok önemli, aktif olmayanlar aktif hale getirilmeli

İki yıl önce Duisburg Veliler Derneği'nin kuruluş sürecini birlikte yürüttük, sonrasında bir yıl içinde inanilmaz işler yaptılar. Demek ki, Düsseldorf Başkonsolosluğumuzun görev bölgesinde bulunan 13 vilayette birer bağımsız veli derneği oluşturduğumuz takdirde nelere kadir olunduğunu, Duisburg Veliler Derneği'nin çalışmaları çok güzel kanıtlıyor. Elbette kâğıt üzerinde bir çok veli derneğimiz var ama maaleşef pek çoğu aktif durumda degil. O yüzden o derneklerin aktif hale getirilmesi, çağrısında bulunmak istiyorum. Her zaman bu derneklerin önemine çok inandım. Biliyorsunuz eyalet eğitim bakanlığı masada çalışma partneri olarak sivil toplum kuruluşlarını; öğretmen dernekleri ve veli derneklerini, kabul ediyor. Biz, Alman muhataplarımızla diplomatik anlamda elbette görüşüyoruz, hatta bazı zamanlarda başkonsoloslarımızın katılımıyla da görüşmeler yapıyoruz, ama bu bir yere kadar.

Biliyorsunuz buradaki çocuklarımızın çoğu Alman vatandaşı statüsünde. Her hangi bir okulda bir öğrencimizin sorunu olduğunda ve biz devreye girdiğimizde, ‘ama öğrenci Alman vatandaşı biz takip ediyoruz, siz niye ilgileniyorsunuz’ denebiliyor. Ama veli derneğiyle bir veli masaya oturduğunda bunu yapamıyor ve gereken cevap verilmek durumunda durumunda kalınıyor. O yüzden veli dernekleri konusunda biraz daha çaba sarfetmeliyiz ve sorumluluk almamız gerektiğini düşünüyorum. Aramızda genç öğretmenler var, özellikle velileri yönlendirebilirler diye düşünüyorum. Çünkü motive edilmeye ihtiyaçları var. Ama veli derneğinin çok seyi değiştireceğinden eminim.

Öğrencilerin genel eğitim başarısı geçmiş yıllara oranla yükseliyor

Alman makamlarından her yıl isatistik verileri alıyoruz. Kaç çocuğumuz var, hangi okulda eğitim görüyor. Sadece Türkçe derlerinde değil, çocuklarımızın genel eğitim durumlarını başarılarını izleyebilmek için istatistik verileri alıyoruz. Verilerde gördügüm kadarıyla gidişat iyi. Genel eğitim başarılarında eyalet bazında, 2015 istatistiklerine göre Abitur yapma oranı yüzde 15 ile 17 arasında degisiyordu. Okuldan ayrılmalarda oran yüzde 10 civarındaydı.  

2020 istatistiklerine baktığımızda ise okuldan ayrılmaların, yüzde 4 civarına düştüğünü abitur yapma oranlarındaysa yüzde 24 ile yüzde 32 arasında değişen bir yükseliş görüyoruz. Almanya ortalaması ise, yüzde 32 ila 40 arasında.  Umarım bu iyileşme devam eder, bu bizi umutlandırıyor, verilen emeklerin, boşa gitmediğini gösteriyor. Bunun için katkı sağlayan herkese tekrar teşekkür ediyorum.

Türkçe derslerine katılım yüzde 27’de kalıyor

Eyalet bazında 50 bin civarında öğrencimiz, Türkçe derslerine devam ediyor. Yaklaşık 43- 44 bini anadil dersi olarak Türkçe, 8 bin kadarı yabanci dil dersi olarak Türkçe eğitimi görüyor. Bu da güzel, ama yeterli mi, elbette değil! Türk kökenli öğrenci sayımız tahminen 250 bini buluyor. Bu sayıya nazaran Türkçe dersine katılım oranlarına baktığımızda yüzde 27’ye denk geliyor, hepimiz kabul edelim ki, yüzde 27 yeterli değil! Bu konuda velilerimizi daha çok bilgilendirmeli ve  motive etmeliyiz. Velilerle bir araya geldiğimizde Türkçe derslerine katılım konusunda çesitli gerekçeleri olabiliyor. Kimileri öğretmenlerin tutumundan, kimileri okul yönetiminin tutumundan şikâyet ediyor. Ama her biriyle mücadele etme yöntemimiz var.

Veliler yasal haklarını bilmeli

Çocuklarımızın yasaL hakkı olan bir şeyi okul sunmuyorsa bir keyfiyet geliştiriyorsa bunun yasal prosedürleri var. Yasal olarak itiraz hakkınız var, velilere en çok da burada görev düşüyor. Veli okula gidiyor, çocuğumu Türkçe dersine yazdıracağım diyor, ‘Türkçe dersi bu okulda yok’ deniyorsa, dönüp geliyor. Oysa neden yok diye süreçte bunu sorgulaması gerekiyor. Yeterli öğrenci sayısı yoksa, diğer velilerle işbirliği yaparak, gerekli imzaları toplayarak okula getirebilir. Hâlâ okul direniyorsa, bunu eğitim dairesine iletip, ardından bölge valiliğine ve bakanlığa kadar, bu itirazlarını iletmesi gerekiyor.

Sadece Türkçe değil, başka branş öğretmenlerinin de rolü çok önemli

Bu zamana kadar sizlerin de katıldığı kayıt kampanyalari, yürüttük. Emin olun, bu kampanyaların yapılmasıyla sonuçlar değişiyor. Çocuklarımız için çok önemli, anadil avantajını çocuklarımızın lehine kullanmalıyız. Bir sekilde çocuk ‘ben Türkçe derslerine katılmak istemiyorum’ dediğinde velilerin bilinçli olması gerekiyor. Burada ögretmen ve veli derneklerimiz çok önemli.

Aramızda farklı branşlarda olan genç öğretmenlerimiz var, onların da emin olun rolü çok farklı. Sadece Türkçe öğretmenlerine değil, başka branşlarda olan öğretmenlerimize de çok görev düşüyor diye düşünüyorum. Türk kökenli bir öğretmenin olduğu okulda hem rol model olarak, hem kendisini güvende hissetme anlamında olsun çocuklara olumlu yansımaları olabiliyor. Elbette mesleklerini profeyonelce yapıyorlar, öğrenciler arasında ayırım yapamazlar ama sadece gözlerine bakmaları, onlara gülümsemeleri çok şeyi değiştirecektir.

Sahada farklı çalışma planlarımız vardı maalesef pandemi özellikle son 1,5 yıldır bizi  saha ile kopardı. Online platformlarda bu çalışmaları yürütmeye çalıştık ama yüz yüze etkileşim gibi olmuyor. Sahayla okul arasında kopukluk olması da beni üzdü.

Profesyonellik duygu ile birleşince ideale dönüşüyor

Wesel, Moers ve Neuss kentlerinde veli dernekleri çalışması başlatılmıştı ama sonuçlandıramamıştık. Başka şehirler için de benzer planlarımız vardı, ama olmadı. Bu içimde bir ukde olarak kalacak. Diğer bir ukde ise, Duisburg için bir eğitim merkezi projemiz vardı, pandemi ve bazı aksiliklerin araya girmesiyle o da tamamlanamadı. Sanırım, onlar da benden sonra göreve gelecek meslektaşım tarafından ele alınacak konulardır diye düşünüyorum.

Ben burada çok farklı bir tercübe kazandım. Bu da benim için cok degerli. Profesyonel sorumluluğumun yanısıra ilk defa duygusal bir bağ kurduk. Bu bana şunu farkettirdi; evet profesyonellik duygu ile birleşince, daha bir değerli ve daha ideal bir işe dönüşüyor. Bu yüzden hepinizi tek tek tanımış olmaktan büyük onur duyuyorum.

Burada Türkçe öğretmeni olmak, Türkiye'de Türkçe öğretmeni olmak gibi değil, bambaşka bir sey, farklı bir misyon gerektiriyor. Bunu da çoğu öğretmenimizin, harfiyle taşıdığına şahitlik ettim. Bundan dolayı da kendilerine ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

Duisburg Avrupa'da bir Türk şehri gibi

Şanslıydım, Düsseldorf'a geldim sizlerle tanıştım. Şanlıydım, Düsseldorf Başkonsolosluğu'nda başta misyon şeflerimiz Ayşegül Gökçen Karaarslan ve Fatma Tasan Cebeci olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımla çalışma imkânım oldu. Şanslıydım çünkü Düsseldorf ve Duisburg bana hiç gurbetteymişim gibi bir his yaşatmadı. Özellikle söylüyorum, Duisburg Avrupa'da bir Türk şehri gibi. Türkiye'de bulamayacağınız bir çok özelliği, burada bulabiliyorsunuz. Onun için kendimi şanslı sayıyorum, yeni kazanımla döneceğim için çok mutluyum. Oradaki bakışım çok daha farklı olacak.

İletişimi koparmak istemiyorum

Ankara'dan Milli Egitim Bakanlığı’ndan gelmiştim, 23 Ekim itibariyle yine aynı bakanlığa döneceğim. Sizlerle Türkiye'deki iletişim bilgilerimi paylasacagim. Ben, iletişimi koparmak istemiyorum. Siz de iletisimi koparmak istemezseniz, lütfen bana yazin. Mektup gibi oldu, ama bundan mutluluk duyarım, gurur duyarım. Rahmi hocanın vedasını kıskanmıştım, ama benim için daha güzel bir program düzenlediler. Bu programı organize eden herkese çok teşekkür ederim. Rahmi Koca öğretmenimize, oğulları Kürşat ve Atilla Koca'ya bu mekâni bugün bize açtıkları için ayrıca teşekkür ediyorum."

Fatma Taşan Cebeci: Hacer Hoca çıtayı çok yükseltti

T.C Düsseldorf Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı Fatma Taşan Cebeci de kendi görev süresinin de bittiğini hatırlatarak şunları söyledi:

"Hacer Hanım için düzenlenen bu veda etkinliği, bana da döneceğimi hatırlatıyor. Hacer Hanım, Türkce için hassasiyetini konuşmasının büyük bir bölümünde gösterdi. Gidecek, ama Türkçe dersleri için çalısma heyecanı hâlâ kendisiyle birlikte. Hocamın Türkçe heyecanı hep vardı, buna sizler de katılınca o heyecanı katlanarak arttı. Ne yazık ki korona bizi ayırdı. Sahalarda yüz yüze iletişimle, çok daha iyi sonuçlar alıyorduk, ama kaldığımız yerden devam edeceğiz. Hacer Hoca, yaptığı çalışmalarla kendisinden sonraya zorlu bir süreç bıraktı çünkü çıtayı çok yükseltti. Sonra gelecek insana, yapılanlar, yapılacakların planlanmış olması yol gösterici olsa da, biraz da zorluk içeriyor. Böyle de bir çalışkan hoca. Gittiğinde sizleri unutmayacaktır, bundan eminim. Sonraki ataşe ile de iletişimde olacağını sanıyorum. Meslektaşları, Başkonsolosluk personeli olarak bizler de, kendisiyle çalışmaktan çok memmunuz. Hacer Hanım, benim için sadece bir ataşe değildi. Dostumuz ve yoldaşımız oldu, çok sağ olsun. Hocaya veda ediyoruz, ama Ankara'da biz karşılıklı kahve içerken, sizleri de anacağız. Bu güzel organizeyi gerçekleştirenlere ben de teşekkür etmek istiyorum. Mekan icin Koca ailesine tesekkür ediyorum. Zaman ayırıp gelen sizlere teşekkür ediyorum. Böylesi toplantılara zaman ayırmak önemlidir. Medya temsilcilerine, öğretmenlerimize, dolayısıyla tüm katılımcılara teşekkür ediyorum."

Doğancı: "Genelde gidenler bizi unutuyor, ne olur bizleri unutmayın"

Duisburg Veliler Derneği adına yönetim kurulu üyesi İbrahim Doğancı, üzerinde "Sayın Hacer Özdoğan, Düsseldorf Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği göreviniz süresince, Türkçe ve Türk Kültürü için yaptığınız çalışmalardan dolayı teşekkür eder, yeni görevinizde başarılar dileriz. Duisburg Veliler Derneği" yazılı plaketi, Hacer Özdoğan'a taktim etti. İbrahim Doğancı kısa konuşmasında, "Genelde gidenler bizi unutuyor. Altmış yıldır Avrupa'da bir Avrupa Türklüğü var. Konuşuyorlar, Türkiye'ye gittikten sonrada burayı unutuyorlar. Bazı arkadaşların anlatımıyla söyleyeyim, ‘gittik yanına vardık, adımızı söyledik, böyle birini tanımıyorum’ diyenler olmuş. Bunun için ne olur bizleri unutmayın" dedi. Muhabirce/Neukirchen-Vluyn

Add new comment

Restricted HTML

  • You can align images (data-align="center"), but also videos, blockquotes, and so on.
  • You can caption images (data-caption="Text"), but also videos, blockquotes, and so on.
!
Datenschutzeinstellungen

Wir nutzen Cookies auf unserer Website. Einige von ihnen sind essenziell, während andere uns helfen, diese Website und Ihre Erfahrung zu verbessern.

Alle akzeptieren

Einstellungen speichern & schließen

Individuelle Cookie Einstellungen